Barong ve Rangda, Maskelerin Ruhu

Savaşmam gerekiyordu. Merhametsiz Rangda'nın gazabından kurtarmam gerekiyordu köyü. Ben cesaret etmezsem kötülük kazanacaktı. Ve buna izin veremezdim. Evet, bugün Rangda’nın kaybetmesini sağladım, ama biliyorum ki kötülük hep peşimizde olacak. Acı çektirmek için gölge gibi takip edecek bizi. Ama ben hiçbir zaman onunla savaşmaktan vazgeçmeyeceğim.

Bu hikâye, benim değil; iyiliğin hikâyesi ve yeryüzünde henüz kötülüğün kazanmadığı ama var olmak için de hep bir bahane aradığı zamanlarda yaşandı. O zamandan beri de dans ediliyor bizler için, ruhlarımız için. Bizim ruhlarımıza girebilmek için maskeleri takıyorlar ve yine iyiliğin kazandığı en coşkulu dansları sergiliyorlar. Kötü ruhları, Rangda’yı kovduğum gibi kovuyorlar.

Her biri en hünerli ellerden çıkan maskeler takılıyor. Ve dans ediliyor.

Maskeler… Her biri ayrı bir ruhu temsil eden eşsiz maskeler…

Barong ve Rangda’nın Savaşı (İyilik vs. Kötülük)

Bundan çok çok uzun zaman önce cadıların en kötüsü, kötülerin en büyüğü, merhametsiz Rangda , insanlara acı çektirmek için yaşardı. Köy köy gezip önüne çıkan tüm canlılara zulmederdi. Bir gece yine en korkutucu çığlıklarını atarak köyümüze yaklaşıyordu. Biliyordum gelirse ve köye girmeyi başarırsa sadece ölüm getirecekti. Ecel kendiliğinden değil Rangda’nın elinden en haşin, en acımasız şekilde köylüleri yakalayacaktı. Köyün meydanından tüm kadınlar ve çocuklar uzaklaştırılmış, bütün erkekler ise toplanmış Rangda ile yapacakları savaşa hazırlanıyordu. Köye girmemesi gerekiyordu şeytani cadının. Ama olmadı. Tek tek büyülerini sıraladı; yeri yerinden oynattı, fırtınalar çıkardı, yangınlar başlattı. Acıya gecenin karanlığı eşlik etti; her yıkılan, harabeye dönen evden bir başka feryat yükseldi.

Kimsenin dayanacak gücü kalmadığında ise Rangda daha da güçlendi ve son büyüsü için hazırlandı. Tüm köyü öldürmek için korkunç dilini göstererek ağzını açtığında ise Barong çıkageldi.

Barong… Rangda’nın aksine iyiliğin temsiliydi; cesurdu, korkusuzdu ve güçlüydü. Rangda ile ne zaman karşı karşıya gelse kazanırdı. Doğanın bir kanunu varsa ondan yana olduğu apaçık belliydi.

Geceye inat günün ışığıyla gelmişti Barong. Savaşacak takatleri kalmayan köylülere enerji verdi, onları da yanına aldı ve karşısına geçti ‘karanlık büyü kraliçesinin’. Bu defa işler tersine dönmüş ve Rangda’nın gücü tükenmişti, bir an önce savaşı bitirmesi gerekiyordu kaçmak için. Her kaçışında olduğu gibi içine intikamını ve hırsını da doldurup köyü terk etti.

Rangda kötü olmaktan ve kötülükten nasıl vazgeçmiyorsa, Barong da iyilikten hiçbir zaman vazgeçmedi. Yaşamın başlangıcından bu yana yeryüzünün en bilindik ve en zor savaşını gerçekleştirdiler: kötülüğe karşı geldi iyilik. Şimdi onların ruhları için Bali’de, en kutsal mekanlarda onların dansı sergileniyor. Barong ve Rangda adına maskeler yapılıyor. Ruhlarını temsil eden maskeler en hünerli ellerden çıkıyor. İyiliğin ruhu, kötülüğe rağmen bu dansla yeniden ve yeniden yaşıyor. Her bir dans bize, Barong ve köylüler gibi her an her şeye karşı hazırlıklı olmak gerektiğini hatırlatıyor. Evrenin herhangi bir kuralı olmadığını gözler önüne seriyor ve sadece bu ana, şimdiki zamana odaklanıyor. Çünkü iyi de kötü de geçmişte değil tam da şu anda yaşanıyor.

Sadece şu anda var olmak

Karma felsefesinin en bilinen gerçeğidir YingYang…
Yani karşıtlık, yani denge, yani aydınlığın ve karanlığın hiç bitmeyen savaşı…

Bir anda kötülük ortaya çıkagelir; Rangda’nın köye gelmesi gibi. Sadece ‘o an’da olur. Ne yaşanıyorsa da yine ‘o an’da yaşanır ve izlerini bırakır. Çünkü evren tahmin edilemez, ön görülemez ve kuralsızdır. Zaman görecelidir, geçmiş geleceği kendine çeker, gelecek ise akan bir nehir gibi şu ana dönüşür... Bütün bu hikayeler ve onları günümüzde yaşatmaya devam eden temsiller ise zamanın göreceliğine selam durup, Bali’de var olmaya devam eder.

YingYang, birbirinin karşıtı iki prensipten oluşur ve evreni temelde bu karşıtlıktan doğan bir tekillikle ele alır. Karanlığın aydınlığa, gündüzün geceye, siyahın beyaza oranı karşıt güçlerin çatışmasından doğan varoluşu temsil eder. Tıpkı Barong ve Rangda’nın nesillerdir süren savaşları gibi… Her hayrın içinde bir şer ve her şerrin içinde bir hayır vardır mutlaka.
Evrendeki her bir minik titreşim birbirini tetikleyerek nedensellikler oluşturur ya da tümden o tümü oluşturan her bir küçük parçaya gider. Hayat denilen sonsuz yolculuğun içindeki tüm fenomenlerin çalışma düzeni de buna bağlıdır. Bir yıldızın kayması, kelebeğin kanat çırpışı, notaların vuruşu, doğanın haykırışı, zamanın hiçlikten yükselişi kozmik seviyede zıtlıklarıyla var olurlar. Barong ve Rangda’yla vücut buldukları gibi. Ying ve Yang... 
 

Mutluluğun değerini biliriz çünkü mutsuzluğu da yaşadık. İllüzyon ormanında kendimize birer köşe kaptık. Ardından dalgalandı deniz, kayıklarla çalkalanan suda bir battık bir çıktık. İlahi olanın kudretini doğada tattık. En kutsal yerde barınır ruhumuz, özgürleşir benliğimiz…
Barong iyi şansı temsil eder, kovar kötülüğü. Bilir ki; her kötülükte de vardır bir iyilik. Rangda’yı resmeder Bali’de üstadlar ve derler ki; karanlığı gördükçe aydınlanır neslimiz, etrafına ışık saçar.